İz Danışmanlık

Ergenlik Dönemi

Ergenlik dönemi, insan hayatının çeşitli dönemlerinden biri olmasına karşın sanki üzerinde en fazla konuşulduğu için en önemli dönemi gibi de algılanmaktadır. Gerçekte, insan yavrusunun doğum öncesinden başlayarak geçirdiği her dönem hem kendi içinde hem de bir sonraki döneme geçişte çok önemlidir. Ergenliğin nasıl gelişeceği, çocukluk ve bebeklik döneminin nasıl geçtiği ile sıkı sıkıya ilişkilidir.

Ergenlik, çocukluktan yetişkinliğe doğru, uzun vadeli, uzun soluklu bir yönelme dönemidir. Bu süreçte, çocuk yavaş yavaş çocuksu tutum ve davranışlardan uzaklaşmaya başlar. Bunu sağlayan, çocukta, kızlarda 10-12, erkeklerde 12-13 yaşlarda başlayan hızlı bedensel değişimlerdir. Bu dönemde kızlarda, göğüsler belirginleşir, adet kanaması başlar. Cinsel bölgelerde, koltuk altlarında kıllanma meydana gelir. Hormonal salgı nedeni ile deri yağlanır, ciltte sivilceler oluşur. Erkek çocuklarda ses çatallaşır, deri yağlanır, sivilceler oluşur, adem elması belirginleşir. Bu, hızlı bedensel değişimlere uyum sağlamak hiç de kolay olmaz. Ergenlerin çoğu, bedensel gelişimlerini birbirleri ile karşılaştırırlar. Bazen, yaşıtlarına göre geciken boy uzaması, bir ergen için ciddi bir sorun olabilir. Bir diğeri, sivilceleri yüzünden sokağa çıkmak istemeyebilir. Bu dönemde, psiko-motor becerilerideki acemilikler (kapıları sertçe kapatma, bardakları elinden düşürme, yürürken sağa sola çarpma vb.) de bazı ergenlerin aile ya da çevre ile ilişkilerinde sorunlar yaşamalarına yol açar.

Büyüme, sadece bedensel değişimi değil aynı zamanda, ruhsal ve sosyal olgunlaşmayı da gerektirir. Ruhsal ve sosyal gelişmenin hızı, bedensel gelişim kadar hızlı değildir. Çocuğun, bedeni büyümüştür ama yetişkin gibi davranması için gerekli becerilerden de henüz yoksundur. Bu dönemde, anne babaların ve çevrenin tutumları da aynı onların beden ve ruhsal yapıdaki çatışmalarına benzer biçimde çelişkiler taşır. Anne babalar, onlara bazen yeterince büyümüş gibi, bazen de henüz çocuk hatta bebek gibi davranırlar. Ergen çocukla, ailesi arasındaki çatışmaların çoğu buradan kaynaklanır.

Biyolojik ve ruhsal gelişim arasındaki bu çatışma, ergenin tüm dünyasına damgasını vurur. Duyguları dengesizleşir. Birini, bir gün çok sever, ertesi günü onu yerlere vurur. Çok beğendiği bir giysi, bir yemek, bir obje ertesi günü onun için iğrenç olabilir. Ya çok mutludur, ya da çok mutsuz. Kararlar alır, ertesi günü değiştirir. Konuşurken, yetişkin gibi konuşur, anne baba da buna güvenerek umutlanır. Ama, konuşulanların çoğunu davranışa geçiremez. Bu dönemde, en temel ihtiyaç ergenin akran grubu içindeki kabul edilebilirliğidir. Çocuklukta, sözüne, bilgisine başvurulan anne baba, eski önemini hem kaybetmiştir, hem de kaybetmemiştir. Artık, başka modeller gereklidir onun için. Bazı anne babalar yakınırlar, ?bizim dediğimizi değil de arkadaşlarının dediğini yapıyor? diye. Aslında, gencin anne babaya gereksinimi hala devam ediyordur ancak bunu kendi hissettiği zaman almayı daha tercih eder. Ergen, bu dönemde çocukluğa ait pek çok şeyi yitirme durumundadır. Bazılarını yitirmeye henüz hazır olmasa da. O neden ile bu dönem, bir yas dönemidir. Nasıl bir yetişkin olacağı bu yası nasıl atlatacağına bağlıdır.

Yitip gitmeye başlayan çocukluğun ardından bakarken ergen, kim olduğunu ne yapacağını sorgulamaya başlar. Her gençte bu süreç, değişik yoğunlukta yaşanır. Genellikle, kendine güveni desteklenmiş, sorumluluk alma davranışı gelişmiş çocukların ergenlikte bu sorunu daha kolay aşabildikleri gözlenmektedir.

Sağlıklı bir cinsel kimlik geliştirmek de, ergenin bu dönemde başarması gereken önemli görevlerden biridir. Bu dönemde, cinsel dürtüler çok yoğundur ve iki temel ihtiyaca yöneliktir. Güven içinde olma ve yakın ilişkiler kurma gereksinimi. Flört etme davranışı, ergenin akran ilişkileri içinde önemli bir yere sahiptir aynı zamanda da aileye karşı açılan bağımsızlık uğraşında, kazanılmış kalelerden birini temsil eder. Bu nedenle, ailelerin, çocuklarının arkadaşları ile olan ilişkilerinde çok dikkatli ve özenli davranmaları gerekir. Arkadaşlarını, eleştirmek, küçük görmek, beğenmemek çocukları ile olan iletişimlerini sıkıntıya sokabilir. Aile, arkadaş seçimi, arkadaş ile yaşanan sıkıntılı durumlarda, genci dinlemeli, acele etmeden, onun kendi ilişkisinin sorumluluğunu alma yönünde destek vermelidir. Bütün bunlar, sadece ergenlik dönemine özgü tutumlar olmayıp, anne babanın çocuğu ile bebeklikten başlayan ilişkisi temelleri üzerine oturtulacak davranışlar olacaktır. Bağımlı yetiştirilmiş bir çocuğun, ergenlik döneminde kabuğunu kırması çok zor olabilir, bu nedenle hem onun canı yanabilir hem de ailenin işi çok zor olabilir. Ya da, çocuk büyümemeyi tercih edebilir, bir kimlik geliştiremez.

Ergenler, bu dönemde sosyal olarak kabul edilme ihtiyacındadırlar. Bu konuda esnektirler de. Eğer, ebeveynler, ergenin bir isteği karşısında neden kaygılandıklarını mantıklı nedenlere dayalı biçimde açıklarlarsa, ergenin bunu anlaması ve kabul etmesi daha kolay olacaktır. Aksi takdirde,?Ben böyle istiyorum, ben böyle yapmıştım, sen de öyle yapacaksın ?tarzında yaklaşımlar, onu daha da asileştirip, ilişkiyi daha da çıkmaza sokabilecektir.

Ebeveynlerin, kendilerini şu konularda yetiştirmeleri, çocukları ve ergenleri ile olan ilişkilerinde işe yarayabilir. Etkili iletişim, sorumluluk verme ve sınır koyabilme, problem çözme becerileri.

Hep Sevgiyle kalın.

Psikolog İlknur EFEÇINAR

Sohbete başla
Yardıma mı ihtiyacınız var?
Merhaba 👋🏻
Size nasıl yardımcı olabiliriz?