İz Danışmanlık

ÇOCUĞUM YALAN SÖYLÜYOR !

Sosyal bir davranış türü olan yalanın amacı genelde karşıdaki insan ya da insanları yaşanan gerçeğe aykırı biçimde yanıltmaktır. Burada, söz konusu olan gerçeklik kavramından, duyular yolu ile elde ettiğimiz yaşantılar anlaşılmalıdır. Yaşamımız boyunca, hem fiziksel hem de sosyal gerçeklik olguları ile karşı karşıya kalırız. Bu olgulara karşılık olarak sergilediğimiz davranışlarımızın niteliğinin hem bizim ilişkilerimizin hem de çocuklarımızın bizi örnek alma davranışlarını çok ciddi bir şekilde etkilediğini biliyoruz.

Çocuklar, bilindiği gibi önce ağızları yolu ile çevrelerini tanımaya başlarlar. Giderek ilk sözcükleri ile kendilerini ifade etmeye başlarlar. Hayatın ilk üç yılında çocuklar, çok zengin bir hayal dünyasına sahiptirler. Bu gelişimsel özelliklerinden dolayı hayal ürünü pek çok öykü kişi yaratırlar. Bu olağan sürece” yalan mı söylüyor acaba “kuşkusu ile bakmamak ve çocuğu ürkütmemek gerekir. Çünkü, çocukta gerçeğe sadık kalma duygusu henüz oluşmamıştır. Bu dönemde zaman zaman çocuğun bir başkasını taklit etmek, övünmek ya da ilgi çekmek amacı ile yalan söylemesi doğal sayılabilir. Ancak, bu noktada asıl önemli olan anne ve babanın çocuğun bu davranışına eleştirel ve cezalandırıcı bir yöntemle yaklaşmamasıdır. Anne ve babalara düşen en önemli görev, yaşı ne kadar küçük olursa olsun, ebeveyn davranışlarının, her durumda model alındığı gerçeğinden hareketle, kendilerinin gerçeğe sadık kalmalarıdır.

Bireysel farklılıklarla birlikte, 4 yaşından sonra çocuktan yavaş yavaş gerçeğe sadık kalma davranışını bekleyebiliriz. Bu arada biz de örnek olma davranışlarımızı sergilemeliyiz. Dört yaşından sonra, çocuk bir düş kahramanını taklit etmek ya da övünmekten öte bir amaçla yalan söylüyorsa artık çok da rahat olmamamız gerekir. Yalan söyleme davranışı, öğrenilen bir davranıştır. Bu nedenle, aile kendi içindeki ilişkiler sistemini büyüteç altına almalıdırlar. Ebeveynler çoğu kez çocukların ısrarlı istekleri ve beklenmedik soruları karşısında yeterli sabrı ve kararlılığı gösteremezler. Babanın, bakkala giderken kendisi ile gelmek isteyen ve bu nedenle ağlayan oğlunu susturmak için iğneciye gittiğini söylemesi, annenin yatma zamanı geldiği halde bir türlü yatmak istemeyen kızına uyumazsa cinlerin perilerin geleceğini söylemesi gibi.

Çocukların ihtiyaçlarının zamanında fark edilmesi ve bu yönde davranışların gerçekleştirilmesi, onların hem kendilerine olan güven duygularının gelişmesine, hem de ahlaki değerlerinin oluşmasında çok önemlidir. İhtiyaçları, anne babaları tarafından zamanında fark edilememiş ve yeterince önemsenmemiş çocuklar bazen ihtiyaçlarının yarattığı gerilimle yalan söyleyebilirler. Babasına, bir şeyler söylemek için ağzını açtığında babasının onu dinleyemeyecek kadar yorgun olduğu yanıtını alması üzerine giderek sağlıklı olmayan davranış türleri sergileyebilir. Bu davranış türleri içinde yalan söyleme davranışı da yer alabilir.
Çocuğun kendine ve çevresine güven duyması, çevre ile olan sağlıklı iletişim süreci içinde kazanılır. Ebeveynleri ile sağlıklı bir iletişim örüntüsü içinde yaşayan çocuklar da yalan söyleme davranışı genelde görülmez. Olduğu gibi kabul edilen, dinlenilen, ihtiyaçları önemsenen, sevinçleri ve üzüntüleri paylaşılan çocuk kendine güven duyar. Ona bu duyguları yaşatan ailesine ve çevresine de güven duyar. Ailesinin, başarılarında sevindiğini, başarısızlığında ise üzüldüğünü, öfkelendiğini yaşayan çocuk giderek başarısızlıklarını tek başına göğüslemek durumunda kaldığında yine pek de uygun olmayan davranışları geliştirebilir. Örneğin, her gün eve geldiğinde iletişim önce, sınavdan aldığı not ile başlıyorsa, zayıf notunu onlarla paylaşması hiç de kolay olmayacak belki de gerçeğe sadık kalmayarak iyi bir not aldığını söyleyecektir. Kardeşi ile ilişkilerinde hep yetişkin gibi davranılması istenen çocuk, ailesi yokken kardeşine kötü davranır. Açıklaması istendiğinde, yaptığı davranışı inkar eder.
Çocukların yalan söyleme davranışlarını kazanmalarına yol açan en önemli nedenlerden biri, yetişkinlerin hem kendi aralarında birbirlerine hem de çocuklarına yalan söylemeleridir. Bir başka neden de ebeveynin, çocuğun yapmadığı bir davranışı üstlenmesi durumunda cezalandırmaktan vazgeçeceğini söylemesi üzerine gerçekleşir. “Vazoyu kırdığını kabul edersen seni cezalandırmayacağım” demesi üzerine çocuk düz bir mantık ile yapmadığı bir davranış üzerinde ısrar ederse cezalandırılacağını düşündüğünden gerçeğe sadık kalmaz.

Her ne koşulda olursa olsun, çocuk büyürken gerçeğe saygı duymayı hatta bu uğurda mücadele etmeyi öğrenmelidir. En büyük değerin doğruyu söylemek olduğu öğretilmeli, aile iletişim örüntüsü içinde bu temel değere sıkı sıkı sarılmalıdır. Ailenin, bir bütün olarak değerli olduğu, bu bütün içindeki her bireyin de önemli ve vazgeçilmez olduğu yaşanmalı ve yaşatılmalıdır.
Bütün olumlu koşullara rağmen çocuklar bazen yalan söyleyebilirler.Bu davranışın çocuk için -yalana dönüşecek ya da gerçekle ilişkisini daha da pekiştirecek duruma gelmesini sağlayacak en önemli etken ana baba ve yetişkinlerin davranış biçimidir..

Sıkça yalan söyleyen çocuğa yardım etmek istediğimizde, onu ailesi ile bir bütün olarak ele alıp incelemek, herkesin çocuğun yaptığı bu davranış ile ilgili olarak alması gereken sorumluluğu almasına rehberlik etmek, diğer taraftan da çocuğa olumsuz davranışın yerine geçecek yeni davranışların ona sağlayacağı yararları ve doyumu kazandırmaya çalışmak gerekir.

Günleriniz, gerçeğe sadık kaldığınız anlarla dolu olsun.

Psikolog İlknur EFEÇINAR

Sohbete başla
Yardıma mı ihtiyacınız var?
Merhaba 👋🏻
Size nasıl yardımcı olabiliriz?