İz Danışmanlık

BABA OLMAYI ÖĞRENİYORUM…

Babalık, insana doyum sağlayan en önemli yaşantılardan biridir. Bir erkek için, en büyük ödül, çocuklarını yetiştirme sürecinde aldığı doyumdur. Duygusal olarak doyum sağlayabileceği başka büyük ödül yoktur. Toplumumuzda erkekler baba olmadan önce babalık eğitiminden geçmiyorlar. Ancak erkekler baba olduktan sonra iş başa düşünce böyle bir eğitimin gerekliliğiyle yüzleşiyorlar.


Hiç kimse baba olarak doğmaz. İyi bir baba olmak, sevgi sabır ve bilgi işidir. Baba, kişilik yapısında sahip olduğu sevgi ve sabır donanımları ile babalık sürecine başlar. Ancak, bunların zamanla yeterli olmadığını yaşayarak görür. Çocuklar büyüdükçe, babalar da kişilik donanımlarını yeniden gözden geçirirler. Yeni beceriler, yeni kazanımlar elde ederler. Bir baba, çocuk psikolojisini az da olsa bilmek durumundadır. Çünkü, genelde, babalar ile çocuklar arasındaki çatışmalar daha çok babaların çocukları ile ilgili beklentilerinden kaynaklanır. Babalar, hangi yaş döneminde çocuklarının neleri yapabileceklerini bilirlerse, beklentileri de o ölçüde sağlıklı olur. Bir baba, iyi bir öğretmen olmayabilir. Ancak, öğretme yöntemleri hakkında bilgi sahibi olmalıdır. Çünkü, çocukların ilk öğretmenleri anne ve babalarıdır. Babanın yer almadığı bir öğrenme ortamında anne ne kadar yetkin olursa olsun. çocuk babanın yoksunluğundan etkilenir. Bunların yanı sıra, anne, baba ve çocuk arasındaki iletişimin niteliği, çocuğun duygusal, sosyal ve zihinsel gelişimini en çok etkileyen unsurlardan biridir. Babaların, evde sağlıklı bir iletişim ortamı yaratmadaki rolleri tartışılmazdır. Baba evde, korkulan bir varlık olmak yerine sevilen, rahat iletişim kurulabilen bir birey olduğu zaman çocukların gelişimi de o oranda sağlıklı olacaktır. Çocuklar sevilen bir baba ile daha rahat ve kolay özdeşim yaparlar ve babalarının rehberliğinden daha fazla yararlanırlar.

Babalık ne zaman başlar?
Babalık, bir erkeğin eşinin hamile kaldığını öğrendiği anda başlar. Eşinin, bu dönemde yaşayacağı biyolojik ve psikolojik değişmelerin farkında olan bir erkek bu değişimlere karşın en iyi ilacın sevgisi, şefkati ve anlayışı olduğunu bilir ve davranışlarını bu yönde geliştirir. Bu yaklaşım, kadına mutluluk verir. Bu mutluluk ortamı henüz doğmamış bebeğe anne aracılığı ile ulaşır.

“Gözünüz aydın. Nur topu gibi bir bebeğiniz oldu”. Sözleri ile erkek, çok karmaşık duygular yaşayabilir. Bir erkeğin nasıl bir baba olacağı kısmen kendi çocukluk yaşantılarına ve anne-babasıyla olan ilişkilerine bağlıdır. Eğer bir baba, eşinin çocuğuna çok zaman ayırmasından yakınıyorsa ya da çocuğuyla ilgilenme isteği duymuyorsa, mutlaka çocukluğuna dönüp bakmalıdır. Baba çocuğuyla birlikteyken olumsuz duygular hissediyorsa bu duyguların ardında yatan ihtiyaçlarını ortaya çıkarana dek çocuğuyla iletişimini mümkün olduğunca en aza indirmelidir. Çünkü çocuklar olumsuz duyguları sezgileri yoluyla hissederler ve bu olumsuz duygulardan kendilerini sorumlu hissedebilirler.

Bazı babalar, bebeklerini kucaklarına almak istemezler. Bebeği kucağa almanın erkekçe bir iş olmadığını düşünürler. Gerçekte, kendine güvenen, kendisiyle barışık erkekler herhangi bir utanç duymadan çocuklarını kucaklarına rahatça alırlar. Bazı babalar da, çocuklarıyla yeterince iyi olmadıkları ya da beceremedikleri için ilgilenmek istemezler. Oysa, başlangıçta beceriksiz olmak son derece doğaldır.

Çünkü bebek bakımı erkek için oldukça yeni bir konudur. Örneğin, bebeğini biberonla beslerken başlangıçtaki güçlükler giderek azalacaktır.

Genelde babalar, çocuklarıyla ilgilenmek için onların büyümesini beklerler. Çoğu kez de ne zaman büyüdüklerini anlamazlar bile. Oğlu ya da kızı ile ilişki kuramadığından yakınır. Çünkü çok geç kalmıştır. Çocukla, doğar doğmaz kurulan ilişki, gerçek sağlıklı ilişkinin temelini oluşturur. Eğer, bir baba, çocuğunu kucağına almıyorsa, mamasını yedirmiyorsa, ya da yıkamıyorsa onunla gerçek bir duygusal ilişki kuramaz. Çünkü, duygusal ilişki kurmanın anahtarı, çocukla fiziksel temas kurmaktır. Sevgili babalar, babalık etmeyi, çocuğunuz büyüyene kadar geciktirmeyin, daha bebekken başlayın, mamasını yedirin, yıkayın. Bunları yaparken de konuşun, onunla oynayın.

Yaşamın ilk beş yılı, bu sürecin içinde de en önemli bölümü 0-1 yaş dönemi, yani Bebeklik dönemidir. Bebeklik döneminin en önemli özelliği, benlik kavramının geliştiği dönem olmasıdır. Benlik kavramı, çocuğun kendisi ile ilgili olarak kafasında çizdiği görünümdür. Bu görünüm, çocuğun kendine güven duymasını belirleyecek en önemli çerçevedir. Benlik kavramı, doğuştan getirilmez. Çocuklar, bunu anne babalarından, bir ölçüde de eğer varsa kardeşlerinden öğrenirler. Bebeğin gereksinmelerine duyarlı anne babaların bu davranışları, bebeğin kendisine ve çevresine güven duymasını sağlar. Anne-baba ve çocuk arasındaki bu duyarlı iletişim çocuğun hem kendisi ile ilgili duygularını (Benlik kavramı) hem de çevresi ile ilgili duygularını olumlu biçimde etkiler. Önemsendiğini, değer verildiğini hisseden bebek, kendini güvenli hisseder. Ona bu duyguları yaşatan anne ve babasına da güven duyar. İşte, bu güven duygusu, onun kişilik potansiyellerini gerçekleştirmesinde en önemli dayanağını oluşturacaktır.

Sağlıklı, kendine güvenen, mutlu yetişkinlerin çocukluklarına baktığımızda, hep çocuklarının yanı başlarında yer alan bir baba modeli görüyoruz. Sizin çocuğunuz da sizin sevginiz ve desteğiniz ile yarınlara umutla bakacaktır.

Psikolog İlknur EFEÇINAR

Sohbete başla
Yardıma mı ihtiyacınız var?
Merhaba 👋🏻
Size nasıl yardımcı olabiliriz?